24 Temmuz 2012 Salı

untitled


yalan-dolan ve şerefsizlik dolu, her dakikası sürekli bir mücadele, bir yorgunluk, bir ilgi beklentisi içinde vıcık vıcık, koyu pembe şekeri erimiş yapış yapış ilişkilere inat, insan gibi iki kelime muhabbet edeceğin, tabiri caizse beyniyle sevişeceğin, seni anlayışıyla ve sana gösterdiği saf çocuk duygularıyla tatmin edecek birini ararsın.

Koş

"bilirsin işte, hala beceremiyorum... değişen bir şey yok. her şey bir adımla başlıyordu o minicik tatlı ayaklarını yollarıma teslim etseydin diye içimden geçer. özellikle de geceleri yollarım daha bir fazla yürünmek ister. uzun gecelerde yollarımla ben baş başa en azından biri hep açık hep hazır koşulmaya... gelirsin diye gel yorgun ayaklarını öpeyim sarılayım sana doyasıya. senin bana gelmen aynı zamanda benim de sana gelmem aslında. küçük bir çocuk gibi gel koş bana kollarımı açtım kucaklamak için bekliyorum haydi koş bana. henüz aklımız ermiyorken kara bulutlara, yaramaz birer çocuk olalım, koş bana...."

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Empatinin Gücünü Önemseyin



Çoğu zaman, "lütfen kendini benim yerime koy" ya da "sen olsan ne yapardın bi' düşün" şeklinde yakınmalarımız oluyor etrafımızdaki insanlara; istemedikleri bir durumla karşılaştıkları zaman ve haksız bir şekilde buna bizim sebep olduğumuzu iddia ettiklerinde çok üzülüyoruz, "keşke beni daha iyi anlamaya çalışsa" diye içimizden geçiriyoruz...

İşte 'empati', tam da bu noktada, ikili ilişkilerde, özellikle tarafların birbirlerini yeni yeni tanımaya başladıkları dönemde daha da çok önem kazanan, ilk tanışma sonrasındaki süreci güçlendiren bir davranıştır. Olumlu diyalog kurabilmeyi, benzer özelliklere sahip insanların çabucak yakınlaşabilmelerini sağlayan temel kavramlarından belki de en önde gelenidir.

Empati kuracağımız insanın bizimle illa aynı özelliklere sahip olması da gerekmez. Zaten henüz tanıştığımız insanla kendimizi karşılaştırabilmemiz, ortak noktalarımızı hemen görebilmemiz de sözkonusu değildir. İlk diyalog ile birlikte kurulmuş empati, tamamen zıt karakterli insanların bile birbirinden uzaklaşmadan bir orta yol bulmalarını ve bir arada kalmalarını da sağlıyor; çünkü empati, anlayışlı ve hoşgörülü olmayı da beraberinde getiriyor.

Empatiyi, hayatımızın her alanında uyguladıkça, pozitif enerji dolu bir yaşantı sahibi olmamıza ne kadar büyük katkılar sağladığını daha iyi anlayabiliriz.

Ali Osman.

13 Temmuz 2012 Cuma

Hayatımıza Giren İnsanlar







"Bir gün hayatına birisi girecek ve ondan öncekilerle işlerin neden yürümediğini anlayacaksın" demiş, Elif Şafak. 

Canım ablacım, gel, şunu şöyle devam ettirelim; ... sonra bence o hayatına giren insan da öncekiler gibi bir sebepten dolayı defolup gidecek ve ondan sonrakilere de aynı cümleleri kuracaksın... "Bu zamana kadar yaptığım yanlışlar seni bulmak içinmiş", falan diyeceksin... "Aşk yalan" diyecekler, inanmak istemeyeceksin; haklısın, çünkü kendini buna inandırırsan, yaptığın şeyden vazgeçmen, yani aşkı en ücra köşelere kadar aramaman gerekir. 'Aşk yalandır' temalı hareketli müziklere eşlik edip arkadaşlarınla dans edeceksin ama yine de bir yerlerde birinin seni beklediğine dair beslediğin umutta en ufak bir eksilme olmayacak... Uğraşacaksın, bekleyeceksin, yıllar geçecek.

Teorik kitaplar, işini ve eşini iyi seçmen gerektiğini söylese de, pratikte kısmetinden öteye gidemeyeceksin. Hayatta yapman gereken her şeyi yapacaksın, olmayacak, ama bir gün, eğer kendini mecbur hissederek, kendini, yani hayatını birisine esir etmeyip de yeteri kadar bekleyecek kadar sabırlıysan, bu günün; neyin, nasıl ve hangi ara olduğunu hiç anlamadığın bir gün olduğunu, içindeki boşluğun bir anda tamamen kapandığını ve öncekilerin isimlerinin bile aklına gelmediğini göreceksin.

Elif abla, gel en iyisi biz o günden değil de, bu günden bahsedelim.
Tabii böyle bir gün varsa.

5 Temmuz 2012 Perşembe

Seni Düşünmek







Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.






Nazım Hikmet