Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

untitled

Resim
yalan-dolan ve şerefsizlik dolu, her dakikası sürekli bir mücadele, bir yorgunluk, bir ilgi beklentisi içinde vıcık vıcık, koyu pembe şekeri erimiş yapış yapış ilişkilere inat, insan gibi iki kelime muhabbet edeceğin, tabiri caizse beyniyle sevişeceğin, seni anlayışıyla ve sana gösterdiği saf çocuk duygularıyla tatmin edecek birini ararsın.

Koş

Resim
"bilirsin işte, hala beceremiyorum... değişen bir şey yok. her şey bir adımla başlıyordu o minicik tatlı ayaklarını yollarıma teslim etseydin diye içimden geçer. özellikle de geceleri yollarım daha bir fazla yürünmek ister. uzun gecelerde yollarımla ben baş başa en azından biri hep açık hep hazır koşulmaya... gelirsin diye gel yorgun ayaklarını öpeyim sarılayım sana doyasıya. senin bana gelmen aynı zamanda benim de sana gelmem aslında. küçük bir çocuk gibi gel koş bana kollarımı açtım kucaklamak için bekliyorum haydi koş bana. henüz aklımız ermiyorken kara bulutlara, yaramaz birer çocuk olalım, koş bana...."

Empatinin Gücünü Önemseyin

Resim
Çoğu zaman, "lütfen kendini benim yerime koy" ya da "sen olsan ne yapardın bi' düşün" şeklinde yakınmalarımız oluyor etrafımızdaki insanlara; istemedikleri bir durumla karşılaştıkları zaman ve haksız bir şekilde buna bizim sebep olduğumuzu iddia ettiklerinde çok üzülüyoruz, "keşke beni daha iyi anlamaya çalışsa" diye içimizden geçiriyoruz...
İşte 'empati', tam da bu noktada, ikili ilişkilerde, özellikle tarafların birbirlerini yeni yeni tanımaya başladıkları dönemde daha da çok önem kazanan, ilk tanışma sonrasındaki süreci güçlendiren bir davranıştır. Olumlu diyalog kurabilmeyi, benzer özelliklere sahip insanların çabucak yakınlaşabilmelerini sağlayan temel kavramlarından belki de en önde gelenidir.
Empati kuracağımız insanın bizimle illa aynı özelliklere sahip olması da gerekmez. Zaten henüz tanıştığımız insanla kendimizi karşılaştırabilmemiz, ortak noktalarımızı hemen görebilmemiz de sözkonusu değildir. İlk diyalog ile birlikte kurulmuş empat…

Hayatımıza Giren İnsanlar

Resim
"Bir gün hayatına birisi girecek ve ondan öncekilerle işlerin neden yürümediğini anlayacaksın" demiş, Elif Şafak. 

Canım ablacım, gel, şunu şöyle devam ettirelim; ... sonra bence o hayatına giren insan da öncekiler gibi bir sebepten dolayı defolup gidecek ve ondan sonrakilere de aynı cümleleri kuracaksın... "Bu zamana kadar yaptığım yanlışlar seni bulmak içinmiş", falan diyeceksin... "Aşk yalan" diyecekler, inanmak istemeyeceksin; haklısın, çünkü kendini buna inandırırsan, yaptığın şeyden vazgeçmen, yani aşkı en ücra köşelere kadar aramaman gerekir. 'Aşk yalandır' temalı hareketli müziklere eşlik edip arkadaşlarınla dans edeceksin ama yine de bir yerlerde birinin seni beklediğine dair beslediğin umutta en ufak bir eksilme olmayacak... Uğraşacaksın, bekleyeceksin, yıllar geçecek.

Teorik kitaplar, işini ve eşini iyi seçmen gerektiğini söylese de, pratikte kısmetinden öteye gidemeyeceksin. Hayatta yapman gereken her şeyi yapacaksın, olmayacak, ama bir …

Seni Düşünmek

Resim
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.






Nazım Hikmet

Mükemmel Olmak

Resim
Ben mükemmel değilim ve olmak da istemem. Çünkü eğer olursam, diğer insanlar mükemmellikte kusur aramaya çalışacaklar ve bulamayacakları için bunu içlerine dert edip bana düşmanlık besleyecekler. Ben ise insanların bana düşmanlık besleyip zarar vermeye çaba göstermelerini istemem. 


Kusur aramak doğamızda vardır bizim. Hatta bazılarımız, Tanrıda bile kusur aradı ve eğer Tanrı bizim gibi birisi olsaydı insanlar kendi başlarına geleceklerden habersiz onu acımasızca yok etmeye çalışabilirdi, kendi kalplerinde bunu zaten yaptıkları gibi. Peygamberlere yaptıkları gibi. Tanrı ise, her an bizimle olduğu halde, bize kendini göstermek, dolayısıyla da bizi ve bütün kainatı yarattığını sürekli başımıza kakmış görünmek istemeyecek kadar -tabiri caizse- düşüncelidir; ama biz, nasıl olduysa bunu anlamayıp, yarattıklarında O'nun suretini görmeyi beceremediğimiz için, hayatımızın içinde O'nu hep ihmal ettik. Mükemmelliği görmek, bir insana yetecekken ve onu yüceltecekken, biz mükemmelliğin kend…

Sultan

Resim
ümitlerim tükenirse bir gün sende,
bil ki bu can yine yaşar bu tende,
arkama bakmadan çıkıp gider de,
sensiz aşkı sarayıma sultan yaparım!

Aliosman

Mutluluğu Beklemek

Resim
Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.


Evlendikten sonra, bir çocuğumuz doğduktan hatta ardından bir tane daha olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inanırız...

Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar, onlar büyüyünce daha mutlu olacağımıza inanırız. Bundan sonra, ergenlik dönemlerinde çocuklarla uğraşmamız gerektiği için öfkeleniriz.
Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz.


Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır. Eğer şimdi değil ise ne zaman?... Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. En sevdiğim sözlerden biri Alfred D. Souza' ya aittir. Der ki;


"Uzun zamandan beridir gerçek hayatın başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken …

Kolay

Resim
biz kimiz böyle,
niye zorlaştırıyoruz ki her şeyi
bu kadar, birbirimize...
bak; hava kolay, su kolay;
yürümek, koşmak kolay...
iyi-kötü bir döşekte,
uyumak, kalkmak kolay...
peki, böyleyken olay,
birbirimizi yormak neden?
su iken yüzde yetmişimiz,
akmayıp durmak neden?
...

Aliosman

İsteklere Dair

Resim
Çevremizdeki insanlara bak. Neden acı çektiklerini, neden hep mutluluk arayıp bir türlü bulamadıklarını merak etmiştin. Bir insan şöyle bir durup kendi kendine, benim hiç kişisel anlamda gerçek bir arzum oldu mu, diye sorsa, cevabı hemen bulur. Bütün isteklerinin, çabalarının, rüyalarının, ihtiraslarının hep başka insanlardan gelme birer motivasyon olduğunu görür. Aslında çabaları maddesel bir zenginlik uğruna bile değildir; elden düşmecinin hayali sayabileceğimiz saygınlık içindir. Bir onay arar. Kendinin olmayan bir onay. Ne o mücadeleden bir keyif alır, ne de başardığı zaman bir sevinç duyar. Bir tek şey için bile, “Bunu isteyişim, kendim istediğim içindir; yoksa komşularım bana imrensin diye değil” diyemez. Ondan sonra da, neden mutsuzum diye merak eder. Mutluluğun her türü kişiye özeldir. En büyük anlarımız kişiseldir; kendimizden kaynaklanan bir motivasyondan ileri gelir; ona el sürülmez. Bizim için kutsal olan, değerli olan şeyler, herkesle paylaşılmayan, orta malı olmayan, çek…

Kahkaha Benden Yana

Resim
Herkesin maskesini çıkarıp atmak zorunda kalacağı bir gece yarısı vaktinin geleceğini bilmiyor musun? Hayatın her zaman kendisiyle alay ettireceğini mi sanıyorsun? Bundan kaçmak için gece yarısından biraz önce sıvışabileceğini mi zannediyorsun? Yoksa ondan dehşete kapılmıyor musun? Bu hayatta insanlar gördüm, öylesine uzun zamandır başkalarını kandırmışlardı ki en sonunda gerçek mizaçları ortaya çıkamaz olmuş; saklambaç oynayan insanlar gördüm, o kadar uzun zaman oynamışlardı ki en sonunda delirip o ana kadar gururla sakladıkları gizli düşüncelerini iğrenç bir şekilde başkalarının gözüne sokmuşlardı. Peki, sonunda mizacının bir çokluğa dönüşmesinden, açıkçası çok sayıda olmaktan, o mutsuz şeytaniler gibi bir lejyon oluşturmaktan ve bu şekilde bir insanda bulunan en içteki, en kutsal şeyi, kişiliğin birleştirici gücünü kaybetmiş olmaktan daha korkutucu bir şey düşünebiliyor musun? Doğrusu, ciddi olduğu kadar dehşet verici de olan o şeyle dalga geçmemelisin.
Soren Kierkegaard / Kahkaha…

Hayat Bilgisinden 50 Soru

Resim
Aklınızı Rahata Erdirecek 50 Soru

1. Kaç yaşında olduğunuzu bilmeseniz kaç yaşında olurdunuz?

2. Başarısızlığa uğramak mı hiç denememek mi daha kötüdür?

3. Hayat o kadar kısaysa neden sevmediğimiz o kadar şeyi yapıyor ve yapmadığımız o kadar şeyi seviyoruz?

4. Her şey yapılıp söylendiğinde söyledikleriniz yaptıklarınızdan daha mı fazladır?

5. Dünya için değiştirmek istediğiniz en önemli şey nedir?

6. Mutluluk ulusal para birimi olsa nasıl bir çalışma sizi zengin ederdi?

7. İnandığınız şeyi mi yapıyorsunuz yoksa yaptığınız şeye alışmaya mı çalışıyorsunuz?

8. Ortalama insan ömrü 40 sene olsa hayatınızı farklı yaşar mıydınız?

9. Hayatınızın gidiş yönünü ne derece etkilediniz?

10. Bir şeyleri doğru yapma konusunda mı yoksa doğru şeyleri yapma konusunda mı daha endişelisiniz?

11. Asansör düğmesine birden fazla defa mı basıyorsunuz? Bunun asansörü daha hızlandırdığına mı inanıyorsunuz?

12. Endişelerle dolu bir dehâ mı yoksa neşeli ve basit bir insan mı olmayı tercih ederdiniz?

13. Neden siz sizsiniz?

14.…

Inta Omri

Resim
gözlerin beni kaybettiğim günlerime döndürdü
bana geçmişten ve onun acılarından pişman olmayı öğrettiler
senin gözlerini görmeden benim gözlerimin gördüğü herşey boşa geçmiş bir yaşamdı
hayatımın bu kısmını nasıl kabul ettiler?
nurunla yaşamımın gündoğumu başladı
senden önce yaşamımın ne kadar fazlası kaybedilmiş?
o boşa giden bir geçmişti sevgilim.
kalbim senden önce mutluluk görmedi.
kalbim hayatta acı ve ıstırabın tadından başka asla bir şey görmedi.
hayatı sevmeye henüz şimdi başladım.
ve yaşamımın benden kaçmakta olduğundan kaygılanmaya başladım
senden önce her mutluluk için acı çekerdim
gözlerinin ışığında onlar benim rüyalarımı buldular
ey benim kalbimin hayatı ...sen benim hayatımdan daha değerlisin.
neden senin aşkınla uzun bir süre önce karşılaşmadım?
senin gözlerini görmeden benim gözlerimin gördüğü herşey boşa geçmiş bir yaşamdı.
hayatımın bu kısmını nasıl kabul ettiler?
işığınla, gündoğumunu başlatan hayatımsın sen benim
harikulade geceler, muhabbet ve büyük aşk!
uzun za…

Susarak

Resim
Güneş altında söylenmedik söz yokmuş…
Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi…
Ne gece, ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz…
Ben de söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde…
Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik…
Ben de susuyorum sevgimi saklayıp içimde…
Duyuyorsun değil mi suskunluğumu nasıl haykırıyor…
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim…
Ama bir başka seven yok benim
benim sustuğum biçimde…



Aziz Nesin

Nokta

Resim
Evrenin içinde küçücük bir nokta olan bu dünyada siz de sadece lanet olası birer küçük noktasınız. Durum böyleyken, bu kibriniz, bu kavganız, bu havanız, bu kendinizi kasmanız nedir? Ne her işe yetişebiliyorsunuz, ne herkese yetebiliyorsunuz, ne de elinizdeki en küçük imkanı bile tamamen kontrol etmeye gücünüz yetiyor. Nasıl böylesine hızla geçtiğinin farkına varmadığınız bir hayatı yaşıyorsunuz. Gereğinden fazla anlam yüklemeyin, gereğinden fazla sorgulamayın, gereğinden fazla yargılamayın. Biraz dağınık kalsın, rahat olun.
Ali Osman.

Bir Gün

Bir gün…
Ağlamak…

Ruhunu sarmış
İrili ufaklı yara izlerine
Her baktığında yeni bir ders çıkarmak
Eskidenki
O
Boş sevdalardan,
Boş çırpınışlardan,
Boş heveslerden,
Boşlukta kalışlardan,
Kayboluşlardan…

Bir gün…
Adamakıllı bir sevdaya düşmek
Heyecandan tir tir titremek…

Bazen bir tepeye çıkıp
Şehre doğru haykırmak,
Bazen de kaçamak köşelerde
Fısıldamak sevgiliye,
Sevdayı nefes nefese…

Cehennemlerce yanmak
Yokluğunda
Cenneti bulmak
Gözlerinde,
Kana kana hayat içmek
Dudaklarından…

İnciten ve yaralayan
Birsürü kelimeyi
Düşüncesizce
Söylemiş olsa da,
O bir çift kelimeyi
Yine hiç düşünmeden
En az bir defa söylemek..

Bir gün…
Kader, görevi gereği
Ayırırken sevenleri
Birbirlerine hala
Doyamamış olmak...

Ayrılığın acısını bilmek
Ve başka acıları kabullenebilmek;
Bilmek ah bilebilmek,
Bilmek, hala yanındayken,
Bilmek, değerini…







Ali Osman.

Einstein ve Şoförü

Einstein, konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine bir konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein'a;

"Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum" demiş. Einstein gülümseyerek ona bir teklifte bulunmuş:

"Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar. O halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen konuş, ben de arka sırada seni dinlerim." Şoför, gerçekten çok şahane ve başarılı bir konuşma yapmış ve sorulan bütün soruları doğru cevaplamış. Tam yerine oturacağı sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış ağır bir fizik sorusu sormuş. Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp: "Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip" demiş. Sonra da salonun arkasında oturan Einstein'ı işaret ederek şöyle devam etmiş:
"Şimdi size arka sırada oturan şoförümü çağ…

Özel İnsan Pablo Picasso

Resim
Picasso, Paris’teki atölyesinde çalışmaktadır. Merdivenlerde rap rap yürüyen çizme sesleri duyulur. Kapı açılır. İçeriye Hitler’in Fransa’daki elçisi Otto Abetz girer. Ressamın işliği (atölyesi) soğuk ve karışıktır. Bir ara elçinin gözü ünlü “Guernica” resmine ilişir. Tablodan duyduğu dehşetle irkilir. Ve kekeleyen bir sesle, “Bunu siz mi yaptınız?” diye sorar. Picasso, Alman uçaklarının bombardımanı altında, savunmasız bir şekilde can veren yurttaşlarının kulakları yırtan çığlıklarını duyar gibi olur bir anda. Ve sonra şamar gibi bir karşılıkla: “Hayır, siz yaptınız!” der.


Sergilerinden birinde, acayip renklerin ve biçimlerin sarmaş dolaş olduğu, altında “Balık” yazan bir resme, alık alık bakan ve bir türlü aradığı balığı göremeyen bir seyircinin, biraz da çıkışarak “Üstad, bunun neresi balık?” diye sorması üzerine Picasso, adama balık pazarında değil, resim sergisinde olduğunu hatırlatmak istercesine “O balık değil, resim” der. Böylece o, resmin modeline benzemesi gerektiği görüşünü…

Kaybetmek, Yenilmek Değildir

Kalbin sürekli kırılıyorsa, bu asla senin suçun değil. Ne diyordu 'Ye, Dua Et, Sev' de: "Kırık bir kalbinin olması, en azından denediğini gösterir." 


Sevgi kelimesini söylemesi kolaydır. Kimseyi korkutmazsın. "Severim, sevdik, severek.." Yedire yedire istediğin gibi söyleyebilirsin... Aşk ise darbeli bir matkaptır. En sert kalpleri bile delebilir. Nadiren de olsa...


Ama çoğu zaman, kalplere girmeye çalışırken matkabın ucu kırılıyor. Taş kalplere girmek, taşta aşkı yeşertmek zordur. Duman'ın şarkısında dediği gibi "Aklı başından atacaksın." Riski göze alacaksın yani... Geri dönüşü olmayan kırılma riskini... 

Bir daha kullanamayacağın bu matkap ucunu da "ömrüm boyunca boynumda bir madalya gibi gururla taşırım" diyorsan bu riske gir ve o kalbe girmeye çalış. 

Çok kırılacaksın, ama sonunda denediğine değecek. 



Ali Osman.

Yüzleşme

Resim
"Alışkanlıkların zincirleri, önce duyulmayacak kadar hafif, sonra kırılamayacak kadar güçlü olurlar."
- Benjamin Disraeli
Hayatı daha yaşanabilir kılmak ve çocukluğumuzdan sonra kaybettiğimiz o iç huzurumuzu geri getirmek mümkün. Yeter ki alışkanlıklarımızı gözden geçirmeye karar verelim.

Duyduğumuz, okuduğumuz hemen hemen her şeye, o şeyin doğruluğunu araştırmadan inanıyoruz. Ona göre hareket ediyoruz. Çok fena gaza geliyoruz. Araştırmak, bilgi sahibi olmak çok zor geliyor...Günü kurtarmayı seçiyoruz...

Eleştirilmekten nefret ediyor, eleştirmeyi çok seviyoruz ama bir yol göstermiyoruz. Problem üretiyoruz, çözüm üretmiyoruz...

İnanılmaz önyargı sahibiyiz. İnsanları yaptıklarıyla değil, konumuyla, doğuştan gelen ve değiştiremediği özellikleri ile yargılıyoruz...

Karamsarız, hep en kötü ihtimali düşünüyoruz...

Kibarlığı 'entellik' görüyoruz... Hem de, 'entel' kelimesinin anlamını bilmeden...

"Hem karnım doysun, hem pastam dursun" istiyoruz...

Bilgi sa…

Bir Ara

Resim
Bir ara, radyoda çalan, ilk defa duyduğun, son bir dakikasına falan denk geldiğin, çok hoşuna giden bir şarkı vardı. İsmini bir türlü bulamadın, hala unutamadın ve 'bir kez daha çalsın' diye bekliyorsun...

Bir ara, tesadüfen gittiğin bir yerde karşılaştığın, ilk defa gördüğün, ve ne yazık ki konuşma şansı bulamadığın, çok hoşuna giden birisi vardı. Kimdir nedir bir türlü bulamadın, ulaşamadın, hala unutamadın ve 'bir kez daha görsem' diye bekliyorsun...

Bir ara, insanlara güveninin bu denli sarsılmadığı zamanlardan bir zamanda, yüreğini, doğacak bir bebeğe hazırlanan bir oda, odanın içindeki bir beşik gibi hazırlamıştın, hayatına doğacak olanı bekliyordun heyecanla... Sonra o güzelim beyaz çarşaflara, kokulu mendillere çamurlu ayaklarıyla gelip basmıştı beklediğini sandığın insan. Siyah boyalı elleriyle duvarlarına anlamadığın bir dilde bir şeyler karalamış gitmişti. Sonraları, gelenlerin gidenlerden pek de bir farkı olmadığını anlayarak hevesin her defasında biraz dah…

Hayat Bana Güzel Çünkü...

Resim

Küçük Prens'ten

Resim

Göğe Bakalım

Hayatımda karşılaştığım en güzel şiirlerden biri olarak paylaşıyorum...


***

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimd…

Sadeleş ve Özgürleş

Amerika'nın son alışveriş trendi:Alışveriş yapmamak!

Hatta eldeki mallardan da kurtulup, hayatı sadeleştirmek! Kriz sonrası, çalışanlar, gelirlerinin daha büyük bir bölümünü harcamayıp biriktirmeye başlayınca, ABD'li üreticilerin etekleri tutuşmuş! Şu ara yapılan çoğu tüketici araştırmaları "Bu adamlar ne satın alırlarsa mutlu olurlar?" la ilgili.

Ortaya çıkmış ki bir servis almak, mal almaktan daha faydalı insan doğasına.
Yani bir ayakkabı yerine kutu oyunu, pahalı bir çanta yerine spor salonu üyeliği, araba yerine seyahat, ruj yerine sinema bileti, insanları daha mutlu ediyor! Bir tecrübe satın almak, kişiye daha yoğun ve uzun süreli bir tatmin sağlıyor. Üstelik 'Mal edinmenin mutluluk getirmediğini öğrenen 'dünyanın en çok satın alan halkı', kocaman otomobillerini, dört oda bir salon evlerini, 48 parçalık yemek takımlarını, doğrayan parçalayan karıştıran onlarca mutfak aletlerini satıp, ayrı bir oda haline gelmiş gardıroplar dolusu giysilerini fakirlere …

İnsan Olmak

Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
ve bunun sebebini senden bildikleri zaman
sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;

Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;

Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,
ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı görünmezsen;

Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,

Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,

Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;

Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,
ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;

Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
ve yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
ve k…

Bakış Açısı Her Şeydir

Kadın sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç tel saç görmüş.
"Hım..." demiş, "galiba bugün saçımı örgü yapacağım."
Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş.
Ertesi gün kalkmış, aynaya bakmış, kafasında iki tel saç kalmış.
"Hım..." demiş, "bugün saçımı ikiye ayıracağım."
Dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş.
Bir ertesi gün yine kalkmış, aynaya bakmış, kafasında tek tel saç var.
"Tamam, tamam.“ demiş. “artık bugün atkuyruğu yaparım."
Öyle de yapmış ve çok çok güzel bir gün geçirmiş.
Daha bir ertesi gün aynaya baktığında, kafasında bir tek tel bile kalmamış.
"Wow! " diye bağırmış. "Bugün saç derdim yok."

Bakış açısı her şeydir. Gerektiğinden kibar ol.
Tanıdığın herkes kendi savaşını yaşamakta zaten.
Basit yaşa: Cömertçe sev, yürekten düşün sevdiklerini.

Alıntıdır.

Mevlana'dan Sultan Süleyman'a

Muhteşem Yüzyıl dizisinin bu haftaki bölümünde, Sultan Süleyman'ın, Pargalı İbrahim Paşa'nın başını göğsüne bastırıp onu affettiği sahneyi izledik. Tarihi gerçeklere uygun bir sahne değilse de, dizinin kurgusuna ve gidişatına uygun olacak bir şekilde, Mevlana'nın çağları aşan felsefesine ait en ünlü sözlerinden birisini duyduk Muhteşem Süleyman'dan...


Sevgide güneş gibi ol, 

dostluk ve kardeşlikte 
akarsu gibi ol, 

hataları örtmede gece gibi ol,
tevazuda toprak gibi ol, 

öfkede ölü gibi ol,
her ne olursan ol, 

ya olduğun gibi görün, 
ya göründügün gibi ol.


1 Söz

Nefret yok.  Pişmanlık yok.  Bahane yok.  Ertelemek yok...
İnandığın doğrunun  peşinde olmadığın sürece  sen, sen değilsin.

Geçmişe Takılı Kalanlar

Resim
Geçmişlerinden ne kurtulabildiler, ne de istediklerini geri getirebildiler...
Böyle olduğu için de, ne yeni bir adım atabiliyorlar, ne de durdukları yerde mutlular...
Onlar, 'geçmişe takılı kalanlar'...
Onlardan çok var.
Bir fanusun içindeki boşlukta nefes alıp veriyorlar.


aliosman.

1 Söz

erteleme, yap .

Baktığın Yerdir Hayat

Resim
Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı, bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş.. Ama aldığı cevaplar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş. Dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş. Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada zaman da durmuyor tabi ki. Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona ‘Şu karşıki dağları görüyor musun, orada yaşlı bir bilge yaşar. İstersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir.’ demişler.Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş.
Bilge ‘Sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor.’ demiş. Adam kabul etmiş. Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş. ‘Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel. Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin eğer bir damla eksilirse kaybedersi…

1 Söz

ben sözümün arkasındayım,
sen gözümün önünde ol yeter...


aliosman.

1 Söz

O, senden önce kendisini terk ettiği için, 
kendi terk edilmişliğinin acısını senden çıkarmak istedi...


aliosman.

Mutlu Öl

Resim
İçimizden geldiği yerde içimizden geldiği gibi değil de, 
insanlara görünmek istediğimiz şekilde yaşamak olmuş 
hayattaki amacımız. 

İşte, arkadaşım, bundandır, 
hep biraz eksik mutluluklarımız. 

Aslında basit:
Kendini yaşa, kendin ol;
Mutlu yaşa, mutlu öl.


aliosman.

Üzmeden Sev

insan en cok sevdigini uzermis derler... 
uzmek icin mi seviyorsunuz birbirinizi? 
madem uzeceksiniz, hic sevmeyin en iyisi...
sevmeyin beni... 
yani tamam sevin de, 
bakmayin bana oyle iste... 
dokunmayin yuregimin en hassas yerlerine. 
ciplak dudaklarinizi cekin uzerimden.
bana boyle bakmayin. 
aramayin, sormayin... yormayin. 
cekilin onumden, durmayin...

Mutluluk

bilmek değil, bildiğini paylaşmaktır mutluluk...
yeni bir araba değil, onunla dostun ziyaretine gitmektir mutluluk...
yeni bir ev değil, içinde çocukların koşmasını izlemektir mutluluk...
yeni bir telefon değil, telefonun ucundaki özlenen sestir mutluluk...
yeni bir televizyon değil, güzel insanlarla izlenen filmdir mutluluk...
yeni bir mekana gitmek değil, birinin hayatına girmesidir mutluluk...
hata yapmamaya çalışmak değil, hatadan ders almaktır mutluluk...
daha fazlasını ummak değil, var olana şükretmektir mutluluk...
yaptığını değil, yapılan iyiliği unutmamaktır mutluluk...
yemek yemek değil, sofraya oturmaktır mutluluk...
para kazanmak değil, insan kazanmaktır mutluluk...
ve
insan olmak değil, insan kalabilmektir mutluluk.